Erganili Köşe Yazarlarımız
ANKET
Web Sitemizi Nasıl Buluyorsunuz?
 
ÜYE GİRİŞİ
ANKET: Ergani İl Olabilir Mi?
ERGANİ İL OLSUN MU?
 
O Eski Günler / Anılar
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
Ziyaretçi Defteri
HAFTANIN VİDEOSU


Get the Flash Player to see this player.

Ziyaretçi Sayısı
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün53
mod_vvisit_counterDün418
mod_vvisit_counterToplam518757
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 2 konuk çevrimiçi
Site İçi Arama

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 

AŞKIN GÖLGESİNDE/demli şiirler

Gündoğan/Sam Yayınları arasında Nisan 2016’da ilk baskı olarak yayınlanan kitap; 45 yılda yazılmış şiirlerden bir seçki olup, aşk ve sevgi temasını işleyen,  doğa duyarlığına  dikkat  çeken,  memleket ve hasret kokan, öğretmen ve çocuklara da adanmış  71 şiirden oluşmaktadır.
Giriş bölümünde şairin daha önce Kuşluk Vakti Dergisi ve Gönül Sitesi’nde yayınlanan “Gizemli Sözler ve Ruhun  Müziği” başlıklı yazısı yer alır. 108 sayfadan ibaret olan şiir kitabının araka kapak yazısı şöyledir:

Dilin doğuşuyla birlikte kendine özgü gizemli bir ifadeyle ortaya çıkan, asırlardır insanları etkileyen, estetik bir anlatımla musiki ile yakın ilişkisi olan, ruhu etkileyen Platon’un ifadesiyle “Büyülü Sözler” e şiir diyoruz. Aslında tarih boyunca şiirin kesin, net ve tek tanımı yapılamamış, yapılamaz da… Şiir nedir, yüzyılların taşıdığı en zor soru olmuştur.


Voltaire “Şiir ruhun müziğidir” der. Aristo “eşya ve hadisleri taklittir” ifadesini kullanırken Aragon “Şiir sanatı eksiklikleri güzelliklere çeviren bir simya bilimidir” der. Şiiri tunçtan daha güçlü gösterenlerin yanında şairi de “ Güzellik Teknisyeni” olarak tavsif edenlere de rastlarız. “Bizce şiir mutlak hakikati arama işidir” diyen Necip Fazıl Kısakürek sözlerine şöyle devam eder: “- Şiir beş hassemizi kaynaştırıcı idrak mihrakında, maddi ve manevi bütün eşya ve hadislerin maverasına sıçramak isteyen, küstah, başıboş kıvılcımlar mahrekidir. O, bir noktaya varmanın değil, en varılmaz noktayı, sonsuz ve hudutsuz aramanın davasıdır. Maddi ve manevi eşya ve hadislerin maverasında karargâh olan mutlak hakikat kapısı önünde, ebedi bir fener alayı…. Şiir budur..”

Şair için yaşadığı hayatı, hadiseleri herkesten farklı algıladığını söylemek mümkün. Ancak şiir tanımlamaları kendine göredir. Bence şiir sayısı kadar şiir tanımı yapılabilir. Şair için de şair sayısı kadar ifade kullanılabilir. Fakat burada bir şeyi anlamamız lazım. Şiir his ve düşünce hayatımıza etki ediyor, yüzyıllardır gücünü koruyor olmasıdır. Hayatında iki mısra mırıldanmamış, iki satır şiir yazmamış ya da hiç okuma yazma bilmese de şiirsel ifade kullanmamış tek bir insan yoktur. Sevinçli, hüzünlü, kederli, acılı anlarında bu dili bir şekilde kullanmıştır insanoğlu.


Bu şiir kitabımız 45 yılda yazılmış şiirlerden bir seçkidir. okuyarak beğeneceğiniz, severek ezberleyeceğiniz şiirler olacağı ümidini taşıyoruz."

Son Güncelleme (Cuma, 13 Mayıs 2016 17:38)

 
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 3
ZayıfEn iyi 
Doğum ile ölüm arasındaki bu hayatın anlamı ve kapsamı dışında bir yaşanmışlık var mıdır? Hayatın açığa çıkmış, kutsanmış, yüceltilmiş enstantanelerin paralelinde köreltilmiş, söndürülmüş, kısırlaştırılmış vahşi yaşantılar da var (mı)dır?

Karmaşık, kararmış zaman dilimini görenler kim, ıssız sessiz ve belirsiz geleceklere endişelerini gömenler kim?  Ürperme, titreme; hayat boyu sürmeyen ama canlılık, sevinç ve tebessüm olgusuna anlam katan tecrübeler mi?

Hayatın bütününü sezmek, görebilmek mümkün müdür, erişilmez bir hayal midir?
Sanatkârlar sezdiklerini mi bize parça parça sunmakta, zevklerini mi paylaşmakta, yoksa hayatın tamamını sanata çevirmeye mi uğraşmaktadırlar?  Sanatkârlar güzellik teknisyenleri mi, güzellik manyetik alanında esir olmuş köleler mi?

Hayat’a Yaşam demek mümkün mü? 
Hayatta derinlik, hayatta sır, hayatta can vardır, canlılık vardır.
Yaşam kısır, dölsüz bir kelime. Yaşam; yaşamaya giydirilmiş bir gömlek. Desensiz, renksiz.

Hayata hayat katmak;
“bir insanı öldüren bütün insanlığı öldürmüş gibidir. Birini dirilten bütün insanları diriltmiş gibidir.” (Maide Süresi: 5/32)

"Biz gökleri yeri ve ikisi arasındakileri bir oyun ve bir eğlence olsun diye yaratmadık. Biz onları hak ve hikmetle yarattık." (Duhan suresi, 38–39. ayetler)


Hayat; Canlılık,  var olma, hür olma,  tatlı bir hareketlilik.  O hürriyet içerisinde mikro bir canlının dahi yaradılış hikmetine istinaden yaşama hakkı vardır. 

Hiddet, şiddet, terör; lanetli, kirli kelimeler. Hayat kelimesi içerisinde yerleri yoktur.
Hayat sözlüğünde kin, öfke sözcükleri sevimsiz ve iticidir.
“Hayat ne kadar acı. Hayat acımasız.”
Hayata iftira atan insanın içindeki şeytani esintidir. İnsandan doğma insandır o acımasız olan, hayata zehir katan,  masumları da yakan.
Hayat Sözlüğü’nün korsan baskısı piyasadan toplanmalıdır.
Hayat Sözlüğü bütün dünya dillerinde aynı kelimeleri barındıran tek lügattir. Çünkü insan her yerde aynı insandır, hayvan da her yerde hayvandır.

Hayat ile insan zaman sarmalı içerisinde yer ile gök arasında yolculuklarını sürdürecekler.

Hayat ile hayatımız arasındaki tenasübü, hayat ile sanat arasındaki ahengi, hayat ile yaşam arasındaki ilişkiyi yeniden yorumlamak, yeniden kurmak lazım. Hayatımızı ilgilendiren en hayati konu budur.

Hayat Sözlüğünü arada bir okuyalım.

Son Güncelleme (Cuma, 04 Mart 2016 16:16)

 

Ergani Tarihinin Saklı Sayfası ERMENİLER isimli kitap İsmail Beşikçi Vakfı Yayınları tarafından Nisan 2016’da okuyucuların beğenisine sunuldu.

Kitapta,eski Ergani/Osmaniye (Diyarbekir) kasabasında 1915 öncesinde Ermenilerin durumu, 1915’te yapılan Ermeni katliamı ve eski kasabasınınharabeye dönüşü anlatılmakta.

Kitabı kaleme alan Müslüm Üzülmez, kanlı süreci anlamaya ve tarihin getirdiği acılarla yıllanan yaşlı bir dağın yamacında kurulu şimdilerde ise harabeye dönmüş eski kasabanın gölgesinde yitik zamanın peşinde tarihin saklı sayfalarını aramaya çalışıyor. Yazılı kaynaklardan, aile büyüklerinin geçmişte anlattığı anlatımlardan ve Ergani’de konuya vakıf bazı şahıslarla yüz yüze yaptığı görüşmeler esnasında tuttuğu notlardan yararlanmış. Mikro ölçekte toplumsal hafızanın tazelenmesi, yenilenmesi, geri gelmesi ve tarihin saklı sayfalarından çok ufak bir kısmını gün yüzüne çıkartarak dünün hatırlanması hedeflenmiş; tarihi biraz kirinden arındırarak toplumsal yüzleşmeye küçük bir katkı sunmak istemiş.

Ergani Tarihinin Saklı SayfasıERMENİLER’deErgani ve civarında 1915 ve sonrasında yaşananlar ilgili önemli tespitler yapılmaktadır. “1915’te, İttihat ve Terakki yönetimi, yasa ve hukuku ayaklar altına alarak Ermenilerin öldürülmesine Fermanla serbestlik getirdi: İsteyen istediği ya da istediği sayıda Ermeni’yi öldürebilir, her şeylerini talan edebilir diye. Kasabanın yönetici bürokrat ve askerleri kasabanın ileri gelen işbirlikçileriyle birlikte katliamı planladı. Ergani’nin kadim halklarından biri olan Ermeniler acımasızca soykırıma tabi tutuldu. Tehcir yasasıyla da kök ve kökenlerinden koparıldı: Sürüldü; yollarda öldü, öldürüldü ve imha edildi. Geriye kalanlar dünyanın dört bir bucağına tespih tanesi gibi dağıldı. VitalCuinet’in verilerini esas alırsak, Ergani şehrinde yaşayan 2.000 Gregoryen Ermeni, 525 Protestan Ermeni, 1.000 Rum Ortodoks’tan çok az ‘kılıçartığı’ kadın ve çocuktan başka geriye kalan olmadı.…Sonrasında da bilinçli olarak Ermenilerin çok zengin olduğu algısı oluşturuldu. Katliam sonrasında geniş zaman dilimi içinde Ermenilerden geriye kalan kültürel izler (kiliseler, manastırlar, mezarlar, tarihi yapılar, taş evler vs.) devletin oluşturduğu algı ve suskunluğu sonucu define ve altın arayıcıları tarafından talan edildi.” (s.179)

Neden halkların, inançların renkli bahçesi Ergani’de farklı renklerdeki çiçekler kök ve kökenlerinden koparıldı, tırpanlanıp yok edildi?

Üzülmez,kitabında “İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin Osmanlı İmparatorluğu’nu ‘Sünni Müslüman Türk’ esasına dayalı bir İmparatorluk kurma hayali sebep oldu bunca kötülüğe, bunca vahşete, bunca belanın başımıza gelmiş olmasına. Aradan yüzyıl geçti, ama çok fazla bir şey değişmedi: Kemalistler, milliyetçiler, İslamcılar hâlâ eski tas eski hamam havasında. Oysa toplum olarak ruh sağlığımıza kavuşmamız lazım. Hakikatle, gerçekle yüzleşmemiz lazım. Unutmayalım, gerçek bir yüzleşme ‘hepimizi özgür kılacaktır’; Nazım Hikmet’in deyişiyle ‘anlımıza sürülen bu kara lekeden’ bizleri kurtaracaktır. İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin işlediği ve Cumhuriyet’in sürdürdüğü utancı yaşamak zorunda değiliz!”(s.7) diye yazmaktadır.

Kitapilginçon sekiz bölüm ve dört ekten oluşuyor: Erganimaden Sancağında Farklı Kimliklerin İdari Temsili, Tehcirle Gelen Büyük Felaket/Katliam/Soykırım, 1915’te Ergani’de Neler Yaşandı?, El Konulan Kadın ve Kızlar -Cüma Dedemin Meryem’le Evliliği, El Konulan Erkek Çocukları -Haço Usta ve Parisli Ahmet, Ermenilere Ait Mal ve Mülklere Ne Oldu?, ‘Milli’ Sermaye Birikiminin Oluşturulması ve Osmanlı İtibar-ı Milli Bankası’nın Kurulması, Almanların Maden ve Ergani’ye Geliş Nedenleri, Amerika’da Yaşayan Ermenilerin Ergani’de Akrabalarını Araması, Ermenilerden Geriye Kalan Mekânlar/Yerler gibi bölüm başlıkları ve “Ergani Sancağında Ermeni Emval-İ Metrukelerinden (Terkedilmiş Mallar) 1915 Soykırımındaki Yerel Eşrafın Gaspından Sonra 1924 Yılına Kalan Miktarları Gösterir” Listede Yer Alan Şahıs ve Köy İsimleri İle İlgili Tablo, Zülküf Peygamber’in Makamı Hakkında Kimi İddialar ve Prens Hapik Olayı, 1915 Öncesi ve Sonrasında ErganimadenSancağında Görev Yapmış Mutasarrıflar, Ergani’de Farklı Kimliklere Dair Bazı Osmanlı Arşiv Belgeleri ekleri bunlardan birkaçıdır.Kitabın Önsöz’ünü Emekli Hâkim Ali Güzel’in yazması ise kitaba farklı bir renk ve anlam katmış.

Ergani Tarihinin Saklı Sayfası ERMENİLER kitabının yayınlanması geçmişle yüzleşme adına sembolik bir adım olarak görülmelidir.

Artık yüz yıllık acıyla yüzleşmeli ve vicdanlarımızı sorgulamalıyız.

“Yapılacak ilk şey acıları ve utancı dile getirmekten çekinmeyen erdemli bir duruş sergilemektir.

Bu soylu görev ve sorumluluk da tüm yurttaşlar adına Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne düşmektedir.” (s.184)


Künyesi:
Müslüm Üzülmez,Ergani Tarihinin Saklı Sayfası ERMENİLER, İsmail Beşikçi Vakfı Yayınları, İstanbul-Nisan 2016, 256 Sayfa.

 

Son Güncelleme (Pazar, 17 Nisan 2016 11:43)

 
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 3
ZayıfEn iyi 

Hatıraların ötesinde

Bir dağ biliyorum sırtında efsanevi sarnıçlar

Tepesinde bir türbe

Günün ilk ışıkları buseler kubbesini

Dağa bir hilal çizer

Kasabaya selam eder


Kaybolmuş hatıraların eskimiş albümünde

Toprak damlı kerpiç evler ve dut ağaçları

Zerdali sarısına nar rengi karışmış

Dere dere parsellenmiş bir tablo darmadağın

Acının kederin fukara elbisesiyle gezindiği

Biçilmiş ekin tarlaları seriliyor önüme

Tırmıklardan kaçmış başak taneleri

Harman diplerinde buğday habbeleri

Nafaka kokusuyla manzara manzara

Çerçeveleniyor anılarımda...


Dağ mağara tepe ve türbe

Gül bahçe, mevlid ve kandil

Ocak ve ateş, masal ve efsane

Hâf’ızın kavalı

İsmail Hakkı Ozan’ın sesi

Bursalı askerin her gün okuduğu hep aynı şarkı

Köklenen gül tarlalarının inşirahı

Bir hüzün bir buruk gibi

Geçmişle gelecek arasında düşüyor bir zaman boşluğuna

Beynim bozbulanık bir nehir sanki.


Türküler maniler

Akostik armonisiyle arkaik bir tını

Gül kalıntıları betonarme binalar altında

Pekmezli tahin, karlı pekmez

Gül şurubu yayık ayranı biyan şerbeti

Şimdi sadece buruk bir hayal, tatlı bir anı...

Naci GÜMÜŞ

Son Güncelleme (Pazar, 04 Ekim 2015 02:11)

 

Hava Durumu