Erganili Köşe Yazarlarımız
ANKET
Web Sitemizi Nasıl Buluyorsunuz?
 
ÜYE GİRİŞİ
ANKET: Ergani İl Olabilir Mi?
ERGANİ İL OLSUN MU?
 
O Eski Günler / Anılar
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
Son Dakika Haberler
Ziyaretçi Defteri
HAFTANIN VİDEOSU: AŞK (GidiLele)


Get the Flash Player to see this player.

Ziyaretçi Sayısı
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün394
mod_vvisit_counterDün381
mod_vvisit_counterToplam262271
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 5 konuk çevrimiçi
Site İçi Arama

Soluk alma başkadır dağda. Çirkefin bulanık suları akmaz dağda. Bir başkadır dağ çağrısı. Geniş kırlar bazen mağaralar, bazen buz gibi sular, kuyular; serin vadiler ya da hayat hazinesi gibi koruluklar. Bilinirse eğer dağ saadeti, tepenin günün ilk ışıklarıyla ışımasıyla başlar. Kekik kokusu, pelin, papatya yada çam kokusu nefeste bir hayat gibidir dağda.

Dağ ki en çetin kaya orda. Dağ ki, göğsünü açar melteme de, poyraza da, lodosa da. Ve günün ilk ışıkları dağa vurur. Denizle göğün arasındaki münasebet, ovayla kırın arasındaki şifre en güzel dağda çözülür. Çobanla koyun ne ise, bağ ile dağ odur. Büyük kentin odunu söndüren dağdır. Dağın eriyen karı, sızan suyu ve çağlayanıdır. Ormandan fırlayan ceylan misali, avcının tüfeğinden kaçan tavşan yüreği, dolunayın ışıdığı gecelerde Jüpiter’e göz kırpan ateş böceği gibidir dağ insanı. Baharda badem çiçeği, güzde çilek çiçeği, kışın safvete yakındır dağ insanı. Kolaya kaçmayan, iğne ile kuyu kazan, cefakar dağ insanı...

Dağın soluğu başka, yolu başka, havası başkadır. İnişi var çıkışı var, yokuşu var, kayası var, dikeni var. Yaylalara giden yollar kıvrım kıvrımsa da orda gönüller başkadır. Dağda yüreğe bakış başkadır. Çoban değneğinin sihirli dokunuşunda, kuzuların meleyişinde dağ sevdası gizlidir. İlk tepe bir kapı, vadiler yatak, yaylalar uğrak; palamut, meşe, çam, ya da kaya gölgesi kucaktır dağda. Kendini arayan insanın, gönül erine kucak açışı bir başkadır dağın. Tefekkür en güzel dağda teeyyüt eder. Seyr-i şuunat dağa has bir keyfiyettir.

Güneş’in doğuşu, güneşin batışı, hatta kuşların uçuşu bile bir başka imajın tablolarıdır dağda. Kayalar kale gibi, burç gibi, çoban türküleri zafer şarkıları gibi, mağaralar çökmüş bir medeniyetin izleri gibi... Her kayanın ardı, her tepenin ardı yeni bir ülkeye açılan kapılar gibidir. Yeri göğü kucaklayan açılmış sayfalar, okunan kitaplar gibidir dağlar.

Hira özlemi, Tür-i Sina’daki sıcaklık, Ağrıdaki sır, Erciyes’teki duman, Makam Dağı’nda Zülküfül Nebii Zişan; dağ çağrısının bitip tükenmeyen mesajlarıdır. Dağ masalları, dağ şarkıları, dağ türküleri hep aynı mesajın izleridir.

Son Güncelleme (Pazar, 20 Nisan 2014 11:19)

 
Ben dostlarımı ne kalbimle ne de aklımla severim. Kalp durur. Akıl unutur.
Ben dostlarımı ruhumla severim. O ne durur, ne de unutur.”  Mevlana

Ölüm hayatın acı gerçeğidir. Bu acı gerçek ne zaman ve nerde karşımıza çıkar bilemeyiz. Kirvem Nadir Akyıldız’ın vakitsiz vefat haberini kardeşim Şahin’den aldım. Haberin etkisiyle sarsıldım; içimi keder ve hüzün kapladı. Sonra kendimi toparladım ve değerli dostumu son yolculuğuna uğurlamak için hemen bilet alıp İzmir Dikili’ye hareket ettim. Mezarına iki kürek toprak atarak onu sonsuzluğa uğurladım ve üç gün taziyesinde bulundum. Ama görevim bitmedi, Nadir Akyıldız’ı birazcık anlatmam ve eski günlerimizi yâd etmem lazım.

Nadir, Ergani'nin tek muhacir köyü olan Macîran (Orta Yazı) köyündendi. Bu köydekiler, 1877–1878 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) sonrasında Kafkaslardan getirilip yerleştirilmişler. Eskiden ailelerimiz arasında gelip gitmelere ve hal hatır sormalara dayanan güzel bir ilişki vardı. Ayrıca ailelerimiz arasında birde kirvelik ilişkisi var, ama benim bu kirvelik olayı hakkında fazla bir bilgim yok; kirvelik ne zaman, nasıl başlamış bilmiyorum. Bildiğim, dedemin ağabeyi Zekeriya Üzülmez (1903-1986) ile Nadir’in amcası Abdurrahman (Yılmaz) dayının asker arkadaşı ve kan kardeşi oldukları; Zekeriya Üzülmez’in ilk erkek torunu olduğunda torununa Abdurrahman ismini verdiğidir.

Nadir, 1946 doğumludur. Benden 4 yaş büyüktü. Ben Ergani Ortaokulu’na başladığımda o okulun üst sınıflarındaydı. Okulda yaşça en büyüklerden, boyca en uzunlardan biriydi. O dönem bakkallık yapan Yahya amcam okulda Nadir’in velisiydi. Kavgacı olduğu için amcamı ha bire okul yöneticileri çağırırdı. Nadir o dönem benim için sadece bir tanıdıktı.

1971’de üniversiteye gittiğimde, o Ankara’da polisti. Ergani’deki tanışıklığımız Ankara’da dostluğa dönüştü ve dostluğumuz hep devam etti. Sık sık bir araya gelirdik, Çermiklilerin Kahvesi’nde veya başka yerlerde buluşurduk. Güzel sohbetler eşliğinde yer, içer, gezerdik; fırsat buldukça ortak dostlarımızı ziyaret ederdik. Ankara’dayken ben devrimci öğrenci hareketinde yer aldım, o devrimci-demokrat polis hareketi içinde yer aldı. Nadir, Türkiye’de ilk kurulan Polis Derneği POL-DER’in kuruluşunda görev alanlardandır. Bir avuç yürekli insanla birlikte birçok şeye imza attı. Milliyetçi Cephe hükümetleri döneminde arkadaşlarıyla birlikte can güvenliği dâhil çok zor günler yaşadı ve sonrasında polislikten ayrılmak zorunda kaldı.

Ecevit, 1978’de Adalet Partisi’nden transfer edilen onbir milletvekiline bakanlık verip hükümet kurunca, Nadir, Tekel Genel Müdürü Orhan Özet’in Özel Kalem Müdürü görevlisi olarak Tekel’de çalışmaya başladı. Ben ise, aynı yıl bazı siyasi nedenlerden dolayı Diyarbakır Belediyesi’ndeki Temizlik İşleri Müdürlüğü görevimi bırakmak zorunda kaldım. İşsiz biri olarak iş aramaya başladım. Çok sürmedi, 28 Ağustos 1978’de Nadir’in yardımıyla Diyarbakır Tekel İçki (Rakı) Fabrikası’na Kimya Mühendisi olarak atandım. 1979’un sonunda Tekel’den ayrılıp DİSK’e bağlı Bayındırlık İşçileri Sendikası BAYSEN’de profesyonel sendikacılığa başladım. Nadir, Ecevit hükümetinin dağılmasından sonra, 1979’da Diyarbakır Tekel Bölge Müdürlüğü’ne tayinini çıkartıp Diyarbakır’a yerleşti. 1993 yılında Tekel’den emekli oldu.

Herkes bilir, eski bir volkanik yanardağ olan Karacadağ’ın bulunduğu coğrafya, iklimiyle olduğu kadar toplumsal ve siyasal yakıcılığını da sürdüren coğrafyadır. 1980’de Türk Silahlı Kuvvetleri’nce yapılan 12 Eylül hareketi tüm Türkiye’yi yaktı, ama Kürt coğrafyasını kavurdu. O zor günlerde ayakta kalma, onuru koruma, dayanışma en önemli meziyetlerdi. Nadir, o dönem kendisini korumasını bildi ve zorda olanlarla dayanışma içinde oldu.

12 Eylül’den çıkış sürecinde de Ergani’de demokrat insanlarla birlikte kendince bir şeyler yapmaya çalıştı. Kürt özgürlük hareketi 1984’te silahlı mücadeleyi başlayınca Kürt coğrafyasında her şey bir başka şekilde gelişir oldu. Gözaltılar, tutuklamalar, faili meçhul cinayetler, köy yakmalar, köy boşaltmalar, sürgünler, koruculuk, can ve mal güvenliği ateş olup insanları yakmaya başladı. Savaş, devletin ve toplumun kimyasını bozdu. Kürt coğrafyasında yaşam daha da çetinleşti. İnsanlar kavganın içinde gözlerini açar oldu. Ruhi yapıları savaşın içinde biçimlendi; kimileri yalakalığın, kimileri de saygınlığın timsali oldu. Nadir, o zor günlerde onurlu duruş sergileyenlerden biri oldu.

1993’te bazı istenmeyen, arzu edilmeyen nedenlerden dolayı Ergani’den ayrılmak zorunda kaldı. Evini İzmir Dikili’ye götürdü ve burada ticaretle uğraşmaya başladı. Kendisini birkaç kez Dikili’de ziyaret ettim. En son 2010 sonbaharında eşimle birlikte bir gece Dikili’de evinde misafir kaldığımızda; beyaz peynir, sarı kavun ve güzel bir sohbet eşliğinde rakılarımızı içmiştik. O, yemeyi içmeyi seven biriydi, ama daha çok yedirmeyi içirmeyi severdi. Gözü gönlü toktu, dostlarıyla birlikte olmaktan hep keyif alırdı. Masayı zevkle hazırlar, maharetle donatırdı ve sohbetiyle de masaya renk katardı.

Bunlar şimdi geride kaldı. Bu güzel insanı amansız zalim dert bizden ayırdı: 1 Mart 2014’te vefat etti, 2 Mart 2014’te Dikili’de defnedildi.

O, yüreği ve bileği titremez bir yiğitti. Cesur ve farklı bir renkti. Baba dede dostumdu, kirvemdi, arkadaşımdı. Sevdiğim bir insandı. Anısını hep yüreğimde taşıyacağım.

Saygınlığını, onurunu koruyanlara, dostlarına yardımı görev bilenlere selam olsun!


e-posta: Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Web: http://www.uzulmez.info/müslüm

Son Güncelleme (Pazartesi, 10 Mart 2014 23:35)

 
 

 Ergani Yayvantepe Köyü

 

E R G A N İ

  

Şehir Nüfusu: 62.019 (2007 Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi) 

İlçe nüfusu: 109.678 (2007 Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi) 

Yüzölçümü: 1.489 km² 

Rakım: 955 metre 

Koordinatlar: 39 50 doğu boylam ve 37 32 kuzey enlemindedir

Posta kodu: 21950 

Alan kodu: 0412 

İl plaka kodu: 21 

Yüzölçümü :     1.489 km2
Merkez Nüfusu :   62.019
Köy Nüfusu :        47.659
Toplam Nüfusu :   109678

Köy Adedi : 75
Mezra Adedi : 108
Belde Adedi : 2
Diyarbakır’a Uzaklığı : 57 Km.

 

Ergani Diyarbakır’ın ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinin en önemli ilçelerinden biridir. Elazığ - Diyarbakır yolu üzerinde dört yol kavşağında ve Zülküfül Dağı eteklerinde kurulmuştur. Yapılan kazılarda M.Ö. 7000 yıllık harabelere rastlanmıştır. Ergani Bölgenin merkezi durumundadır. Diyarbakır’ın Dicle, Çermik, Çüngüş- Elazığ’ın Maden ilçesinin Merkezidir.

TARİHİ

   Ergani çok eski bir şehir olup kuruluş tarihi belli değildir. Yunus Peygamberin kurduğu rivayet edilir. İlçeye 6 km uzaklıkta bulunan Hilar şehri harabelerinde yapılan bir kazıda (1964-Bajargeran tepesi) M.Ö.7000 yılına varan kalıntılar çıkmıştır. Buna dayanarak Ergani’nin 9000 yıllık bir tarihinin olduğunu söyleyebiliriz. Tarihte bölgenin ilk yerleşim bölgesi olan Ergani ilk zamanlardan bu yana Akranya, Erkenin, Ekanina, Yanan, Zülkarneyn, Arsanla, Urhana, Aşat isimleri ile anılmıştır.
     Yukarı Mezopotamya’nın sayılı yerleşim birimlerinden biride Ergani’dir. M.Ö.1220 tarihinde Büyük Eti İmparatorluğu dağılınca büyüklü küçüklü beyliklere ayrıldı. Ergani bu beyliklerden biridir. Ergani’de oturan halk Etilerin soyundandır. Asur Krallığı devrinde Ergani Asur devletine bağlı kendi başına egemen bir şehir olarak kalmıştır.

COĞRAFİ DURUM

       Ergani Güneydoğu Anadolu Bölgesinde, Dicle Nehri’nin sağ kıyısında, 10 km uzaklıkta ve 1526 metre yüksekliğinde yarı sönmüş volkanik Zülküfîl Dağı’nın derin bir sel yatağına (Huşot deresi) bakan güneydoğu yamacı eteğinde kurulmuştur. Denizden yüksekliği 955 metredir.
      Diyarbakır-Elazığ karayolunun 57. km’de yer alan ilçe merkezi 39-50 doğu boylam ve 37-32 kuzey enlemindedir. İlçenin yüzölçümü 1.489 km2dir.

Makam Dağı- Zülküfül Nebi Türbesi 

TURİSTİK YERLERİ

       Hilar Köyü Harabeleri ile adını dünyaya duyurmuş, ancak ülkemizde bu olanağı bulamamış ve böylece böylesine önemli bir turistik özelliği hakkıyla sergilenmemiş güzel bir şehir. Kızılca köyündeki Enuş Peygamber Mezarı, Zülküfil Peygamber Makamı, hala önemini koruyan Meryem Ana Kilisesi, Polonyalı gezgin Simeon buradan “Mucize Yaratan Eski Bir Mabet” diye bahseder. Dicle İlköğretmen Okulu, Beşiktaş, Gülbaran, Heram, Şarge, OrtaYazı Köyü ve Kalhana, Boğazköy gezilebilir yerlerdendir.

Son Güncelleme (Çarşamba, 20 Ekim 2010 22:01)

 

Hava Durumu

Click for Diyarbakır, Türkiye Forecast