Erganili Köşe Yazarlarımız
ANKET
Web Sitemizi Nasıl Buluyorsunuz?
 
ÜYE GİRİŞİ
ANKET: Ergani İl Olabilir Mi?
ERGANİ İL OLSUN MU?
 
O Eski Günler / Anılar
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
Ziyaretçi Defteri
HAFTANIN VİDEOSU


Get the Flash Player to see this player.

Ziyaretçi Sayısı
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün141
mod_vvisit_counterDün323
mod_vvisit_counterToplam425387
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 3 konuk çevrimiçi
Site İçi Arama


yanlış zaman sürgünüdür insan–Mehmet Oğuz

1643’te doğan İsaac Newton birçok şeyi araştırıp ortaya çıkaran bir bilgedir. Yıldızların hareketi, ışığın yapısı, sesin hızı, ısının iletimi ve yerçekimi kanunu bu dâhinin sayesinde bilinir olmuştur. Bu buluşlarından en çok yankı uyandıranı ise “yerçekimi kanunu” dur.

Eduardo Galeano, Ve Günler Yürümeye Başladı adlı eserinde “Çağıran toprak” başlıklı yazısında Newton’u anlatırken, bize: “Yerçekimi kanunu; bizi çağıran ve çağırırken de bize kökenimizi ve kaderimizi hatırlatan toprağın karşı konulmaz çekim gücü” olduğunu söyler.

Yerçekimi kanunu”nun, daha geniş anlamıyla “doğanın kanunu” denilen yasaya karşı koymamız mümkün değil, ama bu “kanun”, bu “yasa” çoğu kez haksız işlemektedir. Alçaklar, namussuzlar, ölümü hak edenler, ölümü bekleyenler, yaşını almışlar değil de, daha çok yaşayacağı günleri, ailesine ayıracağı çok zamanı, söyleyecek çok sözleri, yapacak çok işleri, gideceği çok yerleri, düzenleyeceği çok toplantıları, okuyacağı çok kitapları, dostlarıyla birlikte içeceği rakıları olanları çekip aramızdan almaktadır. Toprak çağıracak başka daha kimse bulamadı mı, can dostum M. Şerif Bayram’ı çekip bağrına bastı: Kanunlar adil olmalıdır.

M. Şerif Bayram (d.1958) bir yıldır kanserle, 35 yıldır da kalp kapakçığındaki arızayla mücadele ediyordu. O, her zaman pozitif düşünen ve gülümsemesiyle çevresine hep yaşama sevinci veren bir arkadaşımızdı. Batman’da doğdu. Zor koşullarda hayata tutundu. Gençliğinde Batman’da İlerici Gençler Derneği-İGD Şube Başkanlığı yaparak devrimci hareket içinde yerini aldı. Kendisini bu dönemde Diyarbakır’a geliş gidişlerinde tanıdım. Sınırlı, tanışmadan öte bir ilişkimiz olmadı. Sonrasında çok zorlu süreçlerden geçti; arandı, tutuklandı, işkence gördü, Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi’nde 1982-1985 yılları arasında, en berbat günlerinde tutsak kaldı. Ama onurlu duruşunu yitirmedi, kalpten rahatsız olmasına rağmen ayakta kalmasını bildi. Dostlarına, çevresine neşe ve moral kaynağı oldu. 5 Nolu Cezaevi’nde dostluğumuz gelişti. Çok kısa bir dönem 34. Koğuşta da birlikte kaldık. Önce ben tahliye oldum, sonra Şerif Bayram tahliye oldu. İkimiz de İstanbul’a taşındık.

İstanbul’da önce maddi ve sosyal yaşamımızı yeniden yoktan var etmeye çalıştık. Ben bir fabrikada çalışmaya başladım, Şerif Fatih Çarşamba’da pazarcılığa başladı. Sonra pazarcılığın yanında Pazarcılar Esnaf Odasında Genel Sekreterlik yapmaya başladı. Türkiye Komünist Partisi-TKP’nin 12 Eylül sonrası yeniden toparlama sürecinde çok kısa bir dönem örgütsel ilişkilerimiz de oldu. TKP, Türkiye Birleşik Komünist Partisi-TBKP’ye evirilince ben bu oluşumda ben yer almadım ama Şerif yer aldı. Sadece TBKP değil, sonrasında legal kurulan sosyalist partilerin birkaçında yer aldı. Haydar Kutlu- Nihat Sargın Davası duruşmalarında Metin Danış’la birlikte Siirt ve Batman grubu olarak çok işler başardıklarını en iyi bilenlerdenim. Türkiye Sosyal Tarih Araştırma Vakfı-TÜSTAV’da, Yeni Anayasa Platformu-YAP’ta bir şeyler yapmaya çalıştı. Hep barış, demokrasi ve özgürlük mücadelesinin içinde oldu. Kürt halkının gasp edilen haklarının geri alınması için çalıştı. Her kesimden insanlarla sıcak, samimi ilişkiler içinde oldu. İyi bir organizatör, iyi bir örgütçü olmasının yanında bütün işlerini severek, neşeyle yapardı. Kahkahası hiç eksilmezdi. Güzel yer, güzel içerdi, ama daha çok paylaşmayı severdi.

Şerif Bayram yok artık aramızda. 25 Temmuz 2015’in gecesinde yıldız olup gökyüzüne aktı. 25 Temmuz günü İstanbul-Fatih’te Ümmü Gülsüm Cami’sinde düzenlenen törenle, alkışlar ve karanfillerle Batman’a uğurlandı ve aynı günün gecesi Batman’da defnedildi. Ailesi, dostları, arkadaşları ve yoldaşları törende kendisine eşlik etti.

Sevgili kardeşim, bizler şimdi nasıl bir araya geleceğiz, bir araya gelişimizi kim organize edecek, kim kahkahaları atacak, kim rakıları söyleyecek. Sensiz içmenin tadı mı olur?

Sevgili yoldaşım, dilediğin dileklerin gerçekleşmesi dileğimdir. Seni unutmayacağız. Git, yıldızlar yoldaşın olsun.

Kıymetli eşine, çocuklarına, ailene, sevenlerine, dostlarına, yoldaşlarına sabır diliyorum. Başımız sağ olsun.


e-posta: Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
web: http://www.uzulmez.info/muslum

 

Son Güncelleme (Perşembe, 30 Temmuz 2015 11:49)

 

Hatıraların ötesinde

Bir dağ biliyorum sırtında efsanevi sarnıçlar

Tepesinde bir türbe

Günün ilk ışıkları buseler kubbesini

Dağa bir hilal çizer

Kasabaya selam eder


Kaybolmuş hatıraların eskimiş albümünde

Toprak damlı kerpiç evler ve dut ağaçları

Zerdali sarısına nar rengi karışmış

Dere dere parsellenmiş bir tablo darmadağın

Acının kederin fukara elbisesiyle gezindiği

Biçilmiş ekin tarlaları seriliyor önüme

Tırmıklardan kaçmış başak taneleri

Harman diplerinde buğday habbeleri

Nafaka kokusuyla manzara manzara

Çerçeveleniyor anılarımda...


Dağ mağara tepe ve türbe

Gül bahçe, mevlid ve kandil

Ocak ve ateş, masal ve efsane

Hâf’ızın kavalı

İsmail Hakkı Ozan’ın sesi

Bursalı askerin her gün okuduğu hep aynı şarkı

Köklenen gül tarlalarının inşirahı

Bir hüzün bir buruk gibi

Geçmişle gelecek arasında düşüyor bir zaman boşluğuna

Beynim bozbulanık bir nehir sanki.


Türküler maniler

Akostik armonisiyle arkaik bir tını

Gül kalıntıları betonarme binalar altında

Pekmezli tahin, karlı pekmez

Gül şurubu yayık ayranı biyan şerbeti

Şimdi sadece buruk bir hayal, tatlı bir anı...

Naci GÜMÜŞ

Son Güncelleme (Cuma, 31 Temmuz 2015 14:18)

 

Ergani

Bir kere daha doğsam orda doğarım elbet (*) 

 

Dicleyle Fırat arasında

Bir eski şehir cennet titremesi

Sarı güller çevirmiş dört yanını

Yabancı bir şehir gibi

Kırmızı güller yerli

Kuzuların doğması nasıl beklenirse o ülkede

Güllerin açması da öyle beklenir gün doğmadan önce

 

Dicleyle Fırat arasında

İpekten sedirlerinde kur’an okunan

Açık pencerelerinden gül dolan

Güneşin beyaz köpüklerinde yanmış

Bir şehir bir eski kanatlar ülkesi

……………………………………………..

 

Batısına fıratı alıp

Doğusuna dicleyi

Bir diriliş sûru gibi saklayarak geleceklere

Kurumuş bir su yatağı gibi kaynayan

Üzeyr deresini

Bir kutlu yaprak gibi

Doğuda sallayarak

Zülküfül Tepesini

Göğsünü vakte geren yoksul ülke

Zenginliği baharda çobanların kavallarında çocukların türkülerinde

İğde kokularında üzüm asmalarında güllerde

Zengindir gülleriyle bu ülke her şeyden önce

Kırk yıl öteye gitseler de

Bu yerliler

Gül açar gül kapanır boyuna gönüllerinde

Yaşlısıyla genciyle

Gül taşırlar dünyanın bütün ülkelerine

Bir tek denizle avunurum o ülkesiz

Deniz ki gelip çarpınca karaya

Sanki bembeyaz güller açar dudaklarında

Güneş ki doğuda ay ki gökyüzünde

Bir işarettir bana

Unutmamak için o ülkeyi

Develer çölde neyse geceleri

Bir kere daha doğsam orda doğarım elbet

Batsam orda batmak isterim

Bir güneş gibi

 

Sezai KARAKOÇ

 

*BİLGİ NOTU: (Gül Muştusu - V.Bölümden Ergani imge ve motiflerinin kullanıldığı kısımlar alınmıştır. N.G.)

Son Güncelleme (Pazartesi, 04 Mart 2013 19:02)

 

Hava Durumu