Erganili Köşe Yazarlarımız
ANKET
Web Sitemizi Nasıl Buluyorsunuz?
 
ÜYE GİRİŞİ
ANKET: Ergani İl Olabilir Mi?
ERGANİ İL OLSUN MU?
 
O Eski Günler / Anılar
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
Ziyaretçi Defteri
HAFTANIN VİDEOSU


Get the Flash Player to see this player.

Ziyaretçi Sayısı
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün65
mod_vvisit_counterDün457
mod_vvisit_counterToplam546591
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 1 konuk çevrimiçi
Site İçi Arama

Son günlerde terör saldırılarında çok sayıda vatandaşımız hayatını kaybetmiş ve yaralanmıştır. Bir İnsanlık suçu olan, vahşetin en kötü yüzünü gösteren terörü şiddetle kınıyor ve nefretle lanetliyoruz.

Bu süreçte teröre karşı birlik, beraberlik ve sağduyu içinde ortak hareket etmek her zamankinden daha çok önem taşımaktadır.

Hürriyet ve bağımsızlığımızı hedef alan, istikrara kasteden terör saldırılarının bir daha yaşanmamasını diliyor, saldırıda hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yakınlarına ve bütün milletimize başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyorum.


Naci GÜMÜŞ
Ergani Web Sitesi Sahibi
ve Genel Yayın Yönetmeni.
 
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 

Yer isimlerinin değiştirilmesine hep karşı çıkar, eleştirir ve eski isimlerinin iade edilmesini isteriz.

Çuvaldızı başkalarına batırmadan önce iğneyi biraz kendimize batırmalıyız: Yer isimlerinin değiştirilme nedenlerini, kendi insanlarımızı bu işteki rolünü yeterince bilmiyoruz ve bu konuda kapsamlı ciddi araştırmalar yapmıyoruz.

Önce kendimden başlamalıyım. 2000’li yılların başlarında Ergani ile ilgili birçok bilgi ve belge topladım. Sonra topladığım bu bilgi ve belgelerle birlikte bildiklerimi ve anılarımdan bir kısmını harmanlayıp 2005 yılında yayımlanan Çayönü’nden Ergani’ye: Uzun Bir Yürüyüş kitabımı okuyucularla paylaştım.

Söz konusu kitabımda “Milletvekilliği Yapmış Bir Şairimiz: Kâzım Vehbi Oral” başlığı altında tanıtıcı bir yazıyla birlikte şiirlerinden de örnekler vererek Kâzım Vehbi Oral’a (d.1894-ö.1985) da yer verdim, ama kitabımda bu şahısın yer isimlerinin değiştirilmesindeki rolüne hiç değinmedim. O zaman bilmiyordum bunu, yararlandığım kaynakların hiç birinde Kâzım Vehbi Oral’ın yer isimlerinin değiştirilmesinde rolü olduğuna dair bir bilgiye rastlamamıştım. Daha fazla kaynak arayışına girmemem nedeniyle hatalıyım.

Kitabımda yer alan yazımın başlangıç kısmında: “Kâzım Vehbi Oral’ın ismini daha önceden duymamıştım. Bu kitabı yazmaya başlayınca: Bilgi ve belge toplama işine girişince ismine Diyarbakırlı araştırmacı Şevket Beysanoğlu’nun hazırlayıp yayınladığı Diyarbakırlı Fikir ve Sanat Adamları eserinde rastladım. Erganiler kendisini ne kadar tanıyor, bilemiyorum? Ergani’de akrabaları var mı yok mu onu da bilmiyorum? Erganili yazar ve şairlerimizden Sezai Karakoç, Kâzım Vehbi Oral’la bir akrabalığı olduğunu, Diriliş Dergisi Sayı 6’da yayınlanan Hâtıralar’ında zaman zaman aralarındaki ilişkilere de yer vermektedir.

Duygu ve düşüncelerine katılmasam da, Kâzım Vehbi Oral’ın Erganiler için bir değer olduğuna inanıyorum” diye yazmış ve o tarihte Kâzım Vehbi Oral konusunu kapatmıştım. (Çayönü’nden Ergani’ye: Uzun Bir Yürüyüş, Kendi Yayını, 2005 İstanbul, s. 379)

Ama yakın zamanda “20 Aralık 1924: Kırkkilise mi, Kırklareli mi? Binlerce yıllık bir kültürün yok edilişi...” başlıklı yazıyı okuyunca yeniden başa, kitabımda Kâzım Vehbi Oral’la ilgili yazıma döndüm. Bu dönüşü yaptıran ve yeniden düşünmeme vesile olan yazının ilgili bölümünde şunlar yazılı:

Cumhuriyeti kurdukları andan itibaren Hıristiyanlık kültürünün izlerini silmek için çalışmaya başladılar. Ermenice ve Rumca yer isimlerini “milli kültürümüze” aykırı oldukları gerekçesiyle değiştirmek için verdikleri ilk kanun teklifi, Kırkkilise isminin Kırklareli’ne çevrilmesiydi. “Milli kültürümüze” aykırı olduğu iddia edilen bu yerde 20. Yüzyıla kadar Bulgarlar, Rumlar, Yahudiler ve Türkler birlikte yaşıyordu.

Balkan Savaşı sonrası Bulgarlar, “Kurtuluş Savaşı” sonrası Rumlar bir daha geri gelmemek üzere şehirden gönderildiler. 1934 Trakya Olayları’yla birlikte Yahudiler de bölgeden kovulunca, şehre aynı dönemlerde Balkanlardan gelen Müslüman muhacirler yerleştirildi ve İttihatçı/Kemalistlerin projesi tamamlanarak Kırk Kilise “Türkleştirildi”.

1924 yılında Kırkkilise Vilayeti’ne bağlı Mustafapaşa Kazası’nın lağvı ile ilgili bir kanun teklifinin tartışılması sırasında Zonguldak milletvekili Tunalı Hilmi Bey, kanun maddesinde geçen Kırkkilise ismindeki kilise tabirini eleştirdi. Bunun üzerine 13. dönemin Kırkkilise milletvekili Dr. Fuad Bey, şehrin adının halk dilinde ve resmi olmayan kullanımda “Kırklareli” veya “Kırklarili” şeklinde geçtiğini anlatarak, Kırkkilise isminin bu yönde değiştirilmesi için kanun teklifi verdi.

Bu teklifle ilgili yapılan tartışmalar esnasında Ergani Milletvekili Kâzım Bey, Hristiyanlık izi taşıyan kilise tabiri bulunan bütün yer adlarının değiştirilmesinin lüzumuna inandığını ve bu gibi adların memleketin muhtelif yerlerinde bulunduğunu söyledi. Dolayısıyla ülkenin dört bir yanındaki “kilise” isimli yerleşim yerlerinin isimlerinin değiştirilmesi de karara bağlandıktan sonra, 20 Aralık 1924 tarihli kanun ile Kırkkilise, Kırklareli oldu.

Bir kez daha yineleyelim, bu sadece bir başlangıçtı.” (Kaynak: http://arsiv.marksist.org/tarihte-bugun/2636-20-aralik-1924-kirkkilise-mi-kirklareli-mi-binlerce-yillik-bir-kulturun-yok-edilisi)

Evet, bu bir başlangıçtı. Cumhuriyetin kuruluşuyla birlikte kültürel değerlerin yok edilmesi, geçmişin hafızalardan silinmesi amaçlandı ve Türkiye genelinde Ermenice, Rumca, Arapça, Süryanice, Lazca, Kürdçe ve çok eski tarihi ismiler taşıyan kentlerin, kasabaların, köylerin, dağların, derelerin, vadilerin, tepelerin isimlerinin “Türkleştirilmesi” başladı. 1925’teki Şeyh Sait olayı ile hızlandı, Demokrat Parti zamanında devam etti ve 27 Mayıs 1960 darbesi sonrasında da “büyük temizlik” yapıldı; tarihi yer adları değiştirilip uyduruk isimler konuldu.

O kadar çok yerleşim yeri ve doğal mekânın ismi değiştirildi ki, Sevan Nişanyan hazırladığı “Türkiye’de Adı Değiştirilen Yerler Sözlüğü”ne isim olarak Adını Unutan Ülke (Everest Yayınları, 2010, İstanbul), İbrahim Sediyani ise yine benzer konuda yaptığı bir çalışmaya Adını Arayan Coğrafya (Özedönüş Yayınevi, 2009, İstanbul) ismini verdi.

Kâzım Vehbi Oral’a gelince, yer isimlerinin değiştirilmesi ve başka konularda yaptıkları İttihatçı Kemalistlerce yeterli görülmemiş olacak ki, ya da kullanım tarihi bittiğinden 1927 seçimlerinde liste dışı bırakıldı ve milletvekili yapılmadı. Kendisi, “1927'de yapılan umumi seçimlerde izah ettiğim demokratik fikirler o zamanki Halk Partisi ricalinin hoşuna gitmediğinden liste dışı bırakıldım” diyerek kendince liste dışı kalmasının nedenini açıklar.

Ülkenin dört bir yanında yer isimlerinin değiştirilmesinde Erganili bir Erganimaden Sancağı milletvekilinin, Kâzım Vehbi Oral’ın küçümsenmeyecek rol almasına bir Erganili olarak üzüldüm.

Ne diyeyim: “Ağacın kurdu kendi içinde olur.

 

Son Güncelleme (Pazar, 07 Ağustos 2016 20:54)

 
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 5
ZayıfEn iyi 

Hatıraların ötesinde

Bir dağ biliyorum sırtında efsanevi sarnıçlar

Tepesinde bir türbe

Günün ilk ışıkları buseler kubbesini

Dağa bir hilal çizer

Kasabaya selam eder


Kaybolmuş hatıraların eskimiş albümünde

Toprak damlı kerpiç evler ve dut ağaçları

Zerdali sarısına nar rengi karışmış

Dere dere parsellenmiş bir tablo darmadağın

Acının kederin fukara elbisesiyle gezindiği

Biçilmiş ekin tarlaları seriliyor önüme

Tırmıklardan kaçmış başak taneleri

Harman diplerinde buğday habbeleri

Nafaka kokusuyla manzara manzara

Çerçeveleniyor anılarımda...


Dağ mağara tepe ve türbe

Gül bahçe, mevlid ve kandil

Ocak ve ateş, masal ve efsane

Hâf’ızın kavalı

İsmail Hakkı Ozan’ın sesi

Bursalı askerin her gün okuduğu hep aynı şarkı

Köklenen gül tarlalarının inşirahı

Bir hüzün bir buruk gibi

Geçmişle gelecek arasında düşüyor bir zaman boşluğuna

Beynim bozbulanık bir nehir sanki.


Türküler maniler

Akostik armonisiyle arkaik bir tını

Gül kalıntıları betonarme binalar altında

Pekmezli tahin, karlı pekmez

Gül şurubu yayık ayranı biyan şerbeti

Şimdi sadece buruk bir hayal, tatlı bir anı...

Naci GÜMÜŞ

Son Güncelleme (Pazar, 04 Ekim 2015 02:11)

 

Hava Durumu