Erganili Köşe Yazarlarımız
ANKET
Web Sitemizi Nasıl Buluyorsunuz?
 
ÜYE GİRİŞİ
ANKET: Ergani İl Olabilir Mi?
ERGANİ İL OLSUN MU?
 
O Eski Günler / Anılar
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
Ziyaretçi Defteri
Haftanın Videosu: Sezai KARAKOÇ Konuşuyor


Get the Flash Player to see this player.

Ziyaretçi Sayısı
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün92
mod_vvisit_counterDün142
mod_vvisit_counterToplam373205
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 1 konuk çevrimiçi
Site İçi Arama

Uzun bir zaman önce (18 Kasım 2013 günü) Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Botanik Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Neşet Arslan hocam mütevazı bir şekilde «Ergani Makam dağında yetiştiğini belirttiğiniz makam çiçeğinin resmini yollayabilirseniz hangi tür olduğu konusunda yardımcı olmaya çalışırım» diye bir ileti gönderince; bende, “Makam, Makam Çiçeği ve Bülbül” kitabımdayer alan ve kitaba ismini veren makalemle birlikte iki tane de makam çiçeği fotoğrafını gönderdim.

Gönderdiğim makalenin iki paragrafı makam çiçeği ile ilgiliydi ve şunları yazmıştım:

«Makam'ın birçok özelliği var. Bu özelliklerden biri, burada açan ve buraya özgü Makam Çiçeği'dir. Bir rivayete göre Zülküf Peygamber'in terinin damladığı her yerde bu çiçek olmuştur. Zülküf Dağı'nda Aşağı Suluk ve Çırçırik'in yukarılarından başlayıp taaMescid'e kadar olan kısımda taşlık ve kayalıklarda olmaktadır. Bir başka rivayete göre ise, Hz. Ali'nin atının terinin damladığı yerlerde ilkin açmış ve o günden beri de sadece Ali Dağı ve Zülküf Dağı'nda olmaktadır. Daha başka rivayetler de var...

Makam Çiçeği, genellikle yalnız Nisan ayı sonu ile Mayıs ayı başlarında açmaktadır. Bu çiçek, benim bildiğim kadarıyla zambakgillerden Lilium cinsini oluşturan alımlı, dik gövdeli, taşlar arasında 15–20 santimetre boyunda yeşil ince uzun yaprakları arasında tek tek huni biçiminde eflatuni çiçekler açan narin, güzel kokulu bir çiçektir. Yabanıl olarak yetişir. Hem kutsal olduğuna inanıldığı için ve hem de güzel kokusundan ötürü evlerde kurutulmuşu saklanılır.» (Müslüm Üzülmez, Makam, Makam Çiçeği ve Bülbül, Titiz Yayınları, İstambul-2010, s.273)

7 Aralık 2014 günü,Prof. Dr. Neşet Arslan hocamdan makam çiçeğine dair cevabi iletisini aldım. Ve gelen bu iletinin bilgisayarımdaki arşivde saklı kalmasına gönlüm razı olmadı. Çünkü gönderdiği kısa, ama özlü bilgi sadece beni değil, tüm Erganilileri ilgilendirmekte. Bu nedenle, hocamın hoşgörüsüne sığınarak bu iletiyipaylaşmanın faydalı ve doğru olacağını düşündüm.

Gönderdiği iletide şunları yazıyordu hocam:
«Size uzun süre cevap yazamadım; unuttu veya atlattı diye de düşünmüş olabilirsiniz. Ancak öyle değil siz makam çiçeğinin sizin oraya endemik (Bulunduğu bölgenin çevresel şartlarından dolayı yalnızca belirli bölgede yetişebilen, dünyanın başka yerinde yetişme ihtimali olmayan, yöreye özgü bitki türlerine endemik bitki denir.M. Üzülmez)olduğuna o kadar inanmıştınız ki bunu bozmak istemedim sadece. Makam çiçeği dediğiniz ve çok da güzel isim koyduğunuz çiçeğin Latincesi Irisaucheridir. Endemik değildir. Bizde Mersin, Adana, Hatay, Diyarbakır, Tunceli, Hakkâri ve diğer doğu vilayetlerinde, Suriye, Irak, İran, Ürdün gibi devletlerde bulunuyor. İnternette bilgi bulabilirsiniz.
…Siz yine endemik biliniz ve değer veriniz zira değerli bir bitkidir.
Geç yazdığım için kusura kalmayınız. Selamlar.N.Arslan»


Makalem ve makam çiçeğimize ilgi göstererek bizleri bilgilendiren mesleğine âşık Prof. Dr. Neşet Arslan hocama bir teşekkür borcum var. Sağ ol hocam. Saygılar…


e-posta: Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
web: http://www.uzulmez.info/muslum

Son Güncelleme (Pazartesi, 26 Ocak 2015 20:39)

 

Eğitimci, şair ve yazar Naci Gümüş’ün “Sam Yayınları” arasında “Edebiyat/Anı Dizisi olarak Eylül 2014 te  çıkan kitabının adı; “GÜN BATMADAN” Alt başlığı; Hayat, Hatıra ve Hayal.

Kitabın Konusu: Hayat, hatıra ve hayal parametresinde Son 55 yıldaki çevreyi, insanı, toplumu; coğrafya, tarih ve zamana içinden gelerek anlam yükleyen bir eğitimci, şair ve yazar. Edebi şahsiyetlerle buluşmalar…

Kitabın Türü: Anı, Anlatı.

Yazarın şu ifadeleri kitap hakkında bir fikir verir niteliktedir: “Bu eser tür itibariyle “Hatırat” sayılsa da, özelim değildir. Yalnız kendi dünyama münhasır, duygu ve düşüncelerimin tercümanı bir anlatı da değildir. Son 55 yıldaki çevreyi, insanı, toplumu anlatmak; coğrafya, tarih ve zamana içinden gelerek anlam yüklemek, 18.Asır tanıklarını görmüş olan 19. Asır adamlarını dinlemiş, 20. asrın 50 yılını yaşamış, 21.Asrın 10 yılını geride bırakmış biri olarak; değişim, gelişim ve yenilik sürecini menfi ve müspet taraflarıyla anlatmak, son 55 yılda yaşanmış unutulmaması gereken unutulmuş olayların hatırlanmasını, çocuk ve gençlerimizin mutlaka bilinçlenmesini sağlamaya katkıda bulunmak/böyle bir niyet taşımak önemli bir anlam ifade edecektir sanırım. Yaşıtlarım ve daha yukarı yaştakiler için de özlemli bir zaman yolculuğu yapalım istedim.

Bu itibarla bu kitap yalnız hatırat değildir. Roman tadında, deneme tarzında bir anlatı,  hayatımın, hatıralarımın ve hayallerimin de içinde olduğu bir eser olsun istedim. Bu konudaki ızdırabımı paylaşmak, “Hayat Defteri”min yok olmasını istemediğim sayfalarının nüshalarını çoğaltmak, ölümümden sonra unutulmamak isteğim yok dersem yalan olur. Oscar Wilde gibi “bütün dehamı hayatıma koydum; eserlerime de yalnız hünerimi koydum” diyemeyeceğim ama sonsuza uzanmak duygusu, ebede edebi eser bırakma tutkusu “Gün Batmadan” yapacaklarımı yapmaya, yazacaklarımı yazmaya zorladı. Bu durumu bir sorumluluk gibi hissetsem de hayatımın sonbaharında bir zaman yolculuğu yaptığıma, gelecek zamanlara geçmişten kopmayan bir hatıra bırakacağıma inanıyorum.”

Kitapta adı geçen ünlü isimlerden bazıları: Sezai Karakoç, Turan Karataş, Alaattin Karaca, Erdem Bayazıt, Kamil Aydoğan, Akif İnan, D. Mehmet Doğan, Prof. Dr. İlhan Genç, General Faruk Güventürk, Bosna-Hersek eski Milli Eğitim Bakanı Özerk Sancak Bölgesi Eğitim Bakanı Rıza Gruda, Kazakistan eski Orta Öğretim Genel Müdiresi Bubihan Alahunovna, Harun Özdemir, Müslim Üzülmez, Mahir Adıbeş ve Sayın Abdullah Gül.

Kitapta farklı bir bakış açısıyla anlatılan yer ve şehirler: Ergani, Eğil, Diyarbakır, Elazığ, Harput, Hatay, İzmir, İzmir’in Güzelbahçe ilçesi ve köyleri, İzmir’in Eşrefpaşa Semti, Buca ve Buca Kaynaklar.

Kitapta Hatırlatılan Olaylardan Bazılarının Özet Başlıkları:

  • 1895–1907 yılları arasında İzmir Belediye Reisliği yapmış Osmanlı siyaset ve devlet adamı Hacı Mehmet Eşref Paşa ve 1926 yılında, işgal kuvvetlerince yakılıp yıkılan İzmir’i imar için görevlendirilen Vali Kazım Paşa (Kazım Dirik) dan anekdotlar.
  • 1960’tan günümüze kadar yapılan darbeler, verilen muhtıralar, bunların sebep ve sonuçları.
  • Güneydoğu ve doğuda 1 Şubat 1992 den itibaren ard arda meydana gelen 45 çığ olayı ve hayatını kaybeden 326 kişi. Bu çığ felaketlerinin en büyüğü Şırnak’ta oldu. 3 Mart tarihinde de İhsaniye ve İncirharman Kömür Üretim Ocağında 263 kişinin ölümü, 83 madencinin yaralanması ile noktalanan grizu patlaması. 13 Mart akşamı mübarek Ramazan ayında Erzincan’ı vuran 6,3 şiddetindeki deprem…
  • Ege Denizi’nde NATO tarafından Gerçekleştirilen bir tatbikat sırasında Türk Muhribi “Muavenet” ABD Filosundan Saratoga uçak gemisinden atılan füze ile vurulması…
  • Bosna Hersek Dramı…
  • Türkiye’ye göç dalgası ve “Yeniden Doğmak”
  • Ümraniye’de Çöp Faciası: Ölü sayısı 70.
  • 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi ve daha nice hadiseler, enteresan tespitler.
  • 1957 -2007 tarihleri arasındaki eğitim- öğretimin gelişimini, basının değişimini net ve açık gösteren birebir yaşanmış hadiseler, yapılmış uygulamalar…

Kitabın Hedef Okur Kitlesi: Öğretmen, öğrenci, şair ve yazarlar başta olmak üzere herkes’e hitap etmektedir.

Bu konuda basılmış eserlerden farkı; başka kaynaklarda yer almayan tespitler, anıların vuku bulduğu mekânların önemine, tarihine de vurgu yapılması, deneme tarzında, roman tadında bir üslup taşıması. Hayat, hatıra ve hayal sarmalı.

Son Güncelleme (Perşembe, 11 Eylül 2014 21:44)

 
Soluk alma başkadır dağda. Çirkefin bulanık suları akmaz dağda. Bir başkadır dağ çağrısı. Geniş kırlar bazen mağaralar, bazen buz gibi sular, kuyular; serin vadiler ya da hayat hazinesi gibi koruluklar. Bilinirse eğer dağ saadeti, tepenin günün ilk ışıklarıyla ışımasıyla başlar. Kekik kokusu, pelin, papatya yada çam kokusu nefeste bir hayat gibidir dağda.

Dağ ki en çetin kaya orda. Dağ ki, göğsünü açar melteme de, poyraza da, lodosa da. Ve günün ilk ışıkları dağa vurur. Denizle göğün arasındaki münasebet, ovayla kırın arasındaki şifre en güzel dağda çözülür. Çobanla koyun ne ise, bağ ile dağ odur. Büyük kentin odunu söndüren dağdır. Dağın eriyen karı, sızan suyu ve çağlayanıdır. Ormandan fırlayan ceylan misali, avcının tüfeğinden kaçan tavşan yüreği, dolunayın ışıdığı gecelerde Jüpiter’e göz kırpan ateş böceği gibidir dağ insanı. Baharda badem çiçeği, güzde çilek çiçeği, kışın safvete yakındır dağ insanı. Kolaya kaçmayan, iğne ile kuyu kazan, cefakar dağ insanı...

Dağın soluğu başka, yolu başka, havası başkadır. İnişi var çıkışı var, yokuşu var, kayası var, dikeni var. Yaylalara giden yollar kıvrım kıvrımsa da orda gönüller başkadır. Dağda yüreğe bakış başkadır. Çoban değneğinin sihirli dokunuşunda, kuzuların meleyişinde dağ sevdası gizlidir. İlk tepe bir kapı, vadiler yatak, yaylalar uğrak; palamut, meşe, çam, ya da kaya gölgesi kucaktır dağda. Kendini arayan insanın, gönül erine kucak açışı bir başkadır dağın. Tefekkür en güzel dağda teeyyüt eder. Seyr-i şuunat dağa has bir keyfiyettir.

Güneş’in doğuşu, güneşin batışı, hatta kuşların uçuşu bile bir başka imajın tablolarıdır dağda. Kayalar kale gibi, burç gibi, çoban türküleri zafer şarkıları gibi, mağaralar çökmüş bir medeniyetin izleri gibi... Her kayanın ardı, her tepenin ardı yeni bir ülkeye açılan kapılar gibidir. Yeri göğü kucaklayan açılmış sayfalar, okunan kitaplar gibidir dağlar.

Hira özlemi, Tür-i Sina’daki sıcaklık, Ağrıdaki sır, Erciyes’teki duman, Makam Dağı’nda Zülküfül Nebii Zişan; dağ çağrısının bitip tükenmeyen mesajlarıdır. Dağ masalları, dağ şarkıları, dağ türküleri hep aynı mesajın izleridir.

Son Güncelleme (Pazar, 20 Nisan 2014 11:19)

 

Hava Durumu